Zor Zamanlarda Sakin Kalabilen Ebeveyn Olmak

13.05.2026

ZOR ZAMANLARDA SAKİN KALABİLEN EBEVEYN OLMAK

Günlük yaşamın temposu, çocuklarımızın gelişim süreci ve karşılaşılan beklenmedik durumlar zaman zaman hem çocuklar hem de ebeveynler için zorlayıcı olabilir. Bu gibi anlarda önemli olan “mükemmel” olmak değil, sakin ve dengede kalabilmektir.

Zor Zamanlarda Sakin Kalabilmek
Zorlayıcı anlar; çocukların yoğun duygular yaşadığı, ebeveynlerin ise hızlı tepki verme eğiliminde olduğu anlardır. Bu anlarda sakin kalabilen ebeveyn olmak hem çocuğun duygusal gelişimi hem de ebeveyn-çocuk ilişkisi açısından oldukça önemlidir. Sakinlik, doğuştan gelen bir özellikten çok, farkındalık ve pratikle gelişen bir beceridir.

Sakin Kalabilen Ebeveyn Yapısı Nasıldır?
Sakin kalabilen ebeveyn; çocuğun davranışının arkasındaki duyguyu fark etmeye çalışır, anlık tepkiler vermek yerine durumu anlamaya odaklanır. Kendi duygularının farkındadır ve bu duyguların davranışlarına yön vermesine izin vermeden önce kısa bir “duraklama” alanı yaratabilir. Bu ebeveynler, kontrol etmekten çok rehberlik etmeyi hedefler.

Zihin Dünyasını Berraklaştırmak
Yoğun duygular sırasında zihnimiz hızla olumsuz senaryolar üretebilir. Bu noktada ebeveynin kendi iç sesini fark etmesi önemlidir. “Şu an gerçekten ne oluyor?” sorusunu kendine sormak, düşünceleri sadeleştirmeye yardımcı olur. Kısa bir nefes egzersizi yapmak, bulunduğun ortamdan birkaç saniyeliğine uzaklaşmak ya da dikkati ana ana getirmek zihinsel berraklığı destekler.

Özdenetimi Sağlayabilmek
Özdenetim; duyguları bastırmak değil, onları fark edip yönetebilmektir. Ebeveynin kendi tetikleyicilerini (örneğin saygısızlık algısı, yorgunluk, acelecilik) tanıması bu süreçte önemli bir adımdır. Zor bir anda ses tonunu bilinçli olarak yavaşlatmak, bedensel gerginliği fark etmek ve tepki vermeden önce birkaç saniye beklemek özdenetimi güçlendirir.

Kendi Sınırlarını Bilmek ve Korumak
Sakin ebeveyn olmak, her davranışı kabul etmek anlamına gelmez. Ebeveyn, kendi sınırlarını net bir şekilde belirler ve bunu kararlı ama sakin bir dille ifade eder. Örneğin; “Şu an bağırmana izin veremem ama seni anlıyorum, çok öfkelenmişsin.” gibi ifadeler hem sınırı korur hem de çocuğun duygusunu kabul eder.

Krize Müdahaleyi Yönetebilmek
Çocuğun yoğun duygular yaşadığı anlar bir “kriz” gibi hissedilebilir. Bu durumlarda ilk hedef, davranışı hemen düzeltmek değil, duyguyu yatıştırmaktır. Ebeveynin sakin kalması, çocuğun da zamanla sakinleşmesine yardımcı olur. Kısa ve net cümleler kurmak, fiziksel güvenliği sağlamak ve duygular yatıştıktan sonra konuşmak daha etkili bir yaklaşım sunar.

Sonuç olarak, sakin ebeveynlik; mükemmel tepkiler vermek değil, zor anlarda bile ilişkiyi koruyabilmektir. Ebeveynin kendi duygularını tanıması ve yönetebilmesi, çocuğun da aynı becerileri geliştirmesi için güçlü bir model oluşturur.

Doğal İyileşme Kapasitesi
Hem çocuklar hem de yetişkinler, yaşadıkları zorluklardan sonra toparlanma gücüne sahiptir. Bu “doğal iyileşme kapasitesi”, destekleyici bir ortamda daha da güçlenir. Çocuğunuzu dinlemek, duygularını kabul etmek ve yanında olduğunuzu hissettirmek bu süreci olumlu yönde etkiler. Her sorunu hemen çözmek yerine, çocuğunuzun kendi baş etme becerilerini geliştirmesine fırsat tanımak da önemlidir.

Doğal iyileşme kapasitesi; bireyin yaşadığı zorlayıcı olaylar, stresli durumlar ya da duygusal sarsıntılar sonrasında zamanla yeniden dengeye gelebilme, kendini toparlayabilme ve uyum sağlayabilme gücüdür. Bu kapasite, her insanda doğuştan var olan psikolojik bir dayanıklılık alanını ifade eder.

Çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi hayal kırıklığı, üzüntü, kaygı veya öfke yaşayabilir. Ancak uygun destek ve güvenli bir ortam sağlandığında, bu duygularla baş etmeyi öğrenebilir ve zamanla yeniden kendilerini iyi hissetmeye başlayabilirler. İşte bu süreç, doğal iyileşme kapasitesinin bir göstergesidir.

Bu kapasite;

  • Çocuğun duygularını ifade edebilmesine,
  • Anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissetmesine,
  • Güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde olmasına bağlı olarak güçlenir.

Örneğin; bir çocuk arkadaşlık problemi yaşadığında hemen müdahale etmek yerine onu dinlemek, duygusunu adlandırmasına yardımcı olmak ve çözüm bulması için alan tanımak, onun kendi iyileşme sürecini destekler. Böylece çocuk, karşılaştığı zorluklarla baş edebileceğine dair içsel bir güven geliştirir.

Doğal iyileşme kapasitesi, sorunların hiç yaşanmaması değil; yaşanan zorluklardan sonra yeniden ayağa kalkabilme becerisidir. Bu nedenle çocukların her olumsuz deneyimden korunması yerine, bu deneyimlerle baş edebilmeleri için desteklenmeleri daha sağlıklı bir gelişim sağlar.

Unutulmamalıdır ki, anlayışlı ve sakin bir ebeveyn tutumu, çocuğun bu kapasitesini güçlendiren en önemli unsurlardan biridir.

Mükemmel Değil, Sakin Ebeveyn Olmak

Ebeveynlikte kusursuz olmak mümkün değildir. Hata yapmak, bazen sabrın tükenmesi ya da istenmeyen tepkiler vermek insanidir. Önemli olan bu anların farkına varmak, gerektiğinde telafi etmek ve çocuğa güvenli bir ilişki sunmaya devam etmektir. Çocuklar için en değerli olan, her koşulda yanında olduğunu hissettikleri, tutarlı ve sakin bir ebeveyndir.

Unutmayalım ki çocuklarımıza verebileceğimiz en güçlü mesajlardan biri, zor duyguların da yönetilebilir olduğudur. Sakinliğimizi koruyabildiğimiz her an, onların duygusal gelişimine önemli bir katkı sağlar.

Ebeveynlikte "Yeterince İyi" Kavramının Ortaya Çıkışı

1950'lerde çocuk doktoru psikanalist Dr. Winnicott, anneler ve bebeklerle süregelen araştırmaları sonucunda, annelerin bebeklerinin ihtiyaçlarına yüzde yüz tutarlılıkta ve doğrulukta yanıtlar vermesinin aslında o kadar gerekli olmayabileceğini ortaya koydu.

Araştırmada, bu oranın yüzde otuz dolaylarında, bir diğer deyişle ihtiyaçların üçte bir oranında gerçekten iyi biçimde yanıtlanmış olduğu koşullarda dahi, yeterince iyi ilgi görmüş bebeklerin güvenli bağlanmış mutlu bebekler olarak büyüdükleri görüldü. Güvenli bağlanma, bebeklerin çevrelerini rahatlıkla keşfe çıkabilmeleri ve geri döndüklerinde onlara konfor sağlayan güvenli bir kaynak olarak ebeveynlerini bulabilecekleri anlamına geliyordu.

“Yeterince iyi” kavramı, ebeveynlerin olabildiğince ve genel manada tutarlı, çocuğuna iyi bir bakım veren ve zaman zaman hatalar yapan hallerini anlatır. Çocuk, ancak bu şekilde bireysel anlamda gelişebilir ve kendi kendine kullanacağı becerileri edinebilir.

Aynı zamanda çocuğun gördüğü ve deneyimlediği her hatalı ebeveyn davranışının, çocuğu dış gerçekliğe hazırladığını vurgulayan Winnicott, çocukları mükemmellikten uzak dünyamıza mükemmel biçimde yetiştirerek hazırlamanın mümkün olmayacağını söyler.

Winnicott bu çalışmalarında “yeterince iyi annelik” kavramı üzerinden ilerledi. Bettelheim ise bu kavramı “yeterince iyi ebeveynlik” olarak yeniden düzenleyerek aynı isimle bir kitap ortaya koydu ve kavram babaları da sahneye davet etmiş oldu.

Ebeveynlerin mükemmel olmasını beklememek gerektiği gibi büyüyen çocukların da mükemmel insanlar olmasını beklememek gerektiğini vurgulayan Bettelheim, mükemmellik tabirinin insanlık için uygun bir kelime olmadığını işaret ediyordu. Önemli olan, olabildiğince iyi insan ilişkileri inşa edebilmekti. Takip eden süreçte “yeterince iyi ebeveynlik” şemsiyesi altında kavramsallaştırma sağlanmış oldu.

Woodhouse ise Winnicott’tan yıllar sonra, ebeveynler tarafından bebeklere verilen yanıtlardaki gerekli ve yeterli seviyeyi yüzde elli olarak hesapladı. Tüm yanıtların yarısında anneler bebeklere en uygun biçimde yaklaşırken, yarısında durum aynı olmuyordu. Sonuç yıllar boyunca değişmeden benzer bir yere çıkıyordu, ebeveynlerin kusursuz bir biçimde bebeklere yanıt vermeleri gerekmiyordu.

Araştırmaların da söz ettiği gibi ebeveynler her zaman bebeklerinin ve büyürken çocuklarının ihtiyaçlarını anlama, o an için uygun bir karşılık verebilme konusunda kusursuz olamazlar. Çeşitli bireysel, fiziki ya da ilişkisel nedenlerle bunu yapamadıkları ve o kadar uyumlu olmayan bir tepki ile bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılayamadıkları anlar olabilir.

Bebekler, bu ufak hayal kırıklıklarını yaşayarak bir bakıma dayanıklılık kazanırlar. Yeri geldiğinde onları en iyi biçimde karşılayan ebeveynleri varken yeri geldiğinde yalnız ya da anlaşılmamış halde kalan bebekler, zaman içerisinde bu anlarda kendilerini sakinleştirme becerisi elde ederler.

Bu noktada bahsi geçen ebeveynlerden gelen uyumsuz yanıtların içerisinde travmaya yol açabilecek ölçüde ihmal davranışları olmasından söz etmiyoruz. Winnicott bu konuda hassas bir ayrımdan söz eder. Çocuğa karşı sergilenen ihmalkâr ebeveyn tutumları iyi bir ebeveynlikten söz ettiğimiz bu koşulda dışarıda bırakmamız gereken bir mesele olmak durumunda.

Ebeveynler, çocuklarını tam manada anlayamadıkları ve onların ihtiyaçlarını karşılayamadıkları anlarda onları ihmal etmiş olmazlar, aksine meraklı ancak isabetsiz davranışlar sergiliyor olabilirler. Çocuklar ise bebekliklerinden itibaren yavaş yavaş elde ettikleri dayanıklılık ve kendini yatıştırma becerilerini büyürken geliştirir ve genel anlamda kullandıkları bir mekanizmaya dönüştürürler. Bu mekanizma, onların hayat boyu stres barındıran anların içinden geçmelerine destek verir ve kendilerini yatıştırmalarına yardım eder.

Aslında bahsi geçen ebeveynler, çocuklarının yaratıcısı ya da geleceğini şekillendireni değil, daha çok eşlik edeni oldukları bir pozisyonda bulunmuş olurlar. Kendileri mükemmel olmadıkça çocukları da kusursuz olmak zorunda kalmaz. Ebeveynin konumu hata yapan, hatası üzerine konuşabilen ya da hatanın telafisi için efor gösterebilen, çocuğuna hayatta eşlik edebilen ve elinden geldiğince bu pozisyonu koruyan bir noktadadır.

Çocuğun Duygularına Alan Açmak

Bu anlarda ebeveynin çocuğun duygusunu deneyimlemesine alan açması, meraklı ve saygılı bir biçimde bu duygunun seyircisi olması; belki çocuğun ifadesine cesaret vermesi gibi rolleri olduğu düşünülebilir. O an bunları gerçekleştiremeyen ebeveyn, belki de sonrasında çocuğa birtakım sorular sorarak ya da yaşanılana dair desteğini göstererek yaptığı telafiyle yeterince iyi bir ebeveynlik sergilemiş olabilir.

"Mükemmel" bir ebeveyn bebeğinin kaygı ya da öfke deneyimlemesini engellemeye çalışabilir. Bunu yaparak aslında bebeğine olumsuz duyguları deneyimlemesi için bir alan açmamış olur.

Yeterince iyi bir ebeveyn ise çocuğuna karşı duyarlıdır. İlk dönemlerde bebeği yıkıcı duygusal deneyimlere karşı kolladığı ve yanında olduğu için ona sakinleşmeyi öğretir. Bebek zaman içerisinde kendini yatıştırma kapasitesi geliştirip ebeveynin geri gelmesi süresince beklemeyi tolere edebilir.

Küçük küçük stres anları yaşayan ve bu duygu alanlarında tek başına denemeler yaparak büyüyen çocuğun olumsuz duygular deneyimlemesine ebeveyni alan verir. Çocuk, olumsuz duyguların içerisinde kaybolmadan da onları deneyimlenebileceğine dair bir fikir edinmeye başlar. Belki bunu her seferinde mükemmel bir biçimde yapamaz ancak ebeveyni gibi o da bunu yeterince yapabilmenin kendisine iyi geldiğini görebilir.

Her Çocuk Farklıdır

İyi bir ebeveyn olmak tek bir yöntemin takibiyle gerçekleşebilecek bir olgu değil. Bahsettiğimiz yakınlık, sıcaklık, empatiklik ve yanıt veren güvenli hal tasvirinin tamamının, çocuğun ihtiyacına göre şekilleneceğini unutmamak önemli.

Aslında uygun yakınlık ve tepkiler ebeveynin açısından değil ancak bebeğin açısından düşünülerek kurgulanabilir. Bebek büyürken, hayata ilk adımlarını atarken ve yetişkinliğe koşarken de aynı şey geçerlidir: Yeterince iyi ebeveyn, kendi istek ve ihtiyaçlarının ötesinde çocuğunun istek ve ihtiyaçlarını gözeten ve destekleyen konumdadır.

Ek olarak her bebeğin mizacı ve gelişim sürecinde yaşamsal olayların etkisiyle çocuğun ihtiyaçları değişiklik gösterecektir. Bu bireysel faktörleri gözeterek biricik bir ebeveynlik deneyimi söz konusu olacaktır. Ebeveynlik, aynı çiftin bir sonraki çocuğunda dahi farklılıklar gösterecektir. Bu noktada alınabilecek en doğru konum, içten gelen bakım verme güdülerine de güvenerek yeterince iyi ebeveyn olmaya dair tanımlamalar çerçevesinde bir ebeveyn olarak var olabilmekten geçer.

ide’de öğrencilerimizin zor zamanlarında sakin kalabilmelerini desteklemek için neler yapıyoruz?

Okul olarak öğrencilerimizin duygusal ve psikolojik sağlıklarını önemseyerek onların zorlu zamanlarla baş edebilme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Özellikle zorlayıcı durumlarla karşılaştıklarında sakin kalabilmeleri ve duygusal dengeyi sağlıklı bir şekilde yönetebilmeleri için çeşitli stratejiler uygulamaktayız.

Duygu Regülasyonu:
Öğrencilerimize, duygusal yanıtlarını anlamayı ve kontrol etmeyi öğretmek için düzenli olarak duygusal farkındalık ve regülasyon becerilerini geliştiren etkinlikler sunuyoruz. Bu beceriler, onların kendilerini daha iyi ifade etmelerini ve stresli anlarda sakin kalmalarını sağlar.

Nefes Egzersizleri:
Özellikle kaygı, stres ve yoğun duygusal durumlarla baş etmek için nefes egzersizleri ve farkındalık çalışmaları yapıyoruz. Bu teknikler, öğrencilerimizin zihinsel ve fiziksel rahatlama sağlarken, bedenlerindeki gerginliği azaltmalarına yardımcı olmaktadır.

Rezilyans Geliştirme:
Öğrencilerimizin yaşadıkları zorlukları birer öğrenme fırsatı olarak görmelerini sağlıyoruz. Rezilyans (direnç) geliştirme çalışmalarımızla, karşılaştıkları engelleri aşabilme, düşseler bile yeniden kalkabilme becerilerini kazanmalarına olanak tanıyoruz. Bu sayede, sadece okulda değil, hayatlarında da daha güçlü ve esnek bireyler olmaları hedeflenmektedir.

Zor zamanlar, her birey için farklı şekillerde başa çıkılabilen süreçlerdir. Biz de bu süreçte öğrencilerimizin yanında olmaya ve onlara gerekli desteği sunmaya devam ediyoruz. Sizlerin de evde bu becerileri pekiştirmeleri, çocuklarımızın zorluklarla baş etme yeteneklerini daha da güçlendirecektir.

Ebeveynlere Kitap Önerileri

Beden Kayıt Tutar - Bessel van der Kolk 

Her Koşulda Ebeveynlik- Ayşe Bilge SELÇUK

Bağırmayan Karı Koca Olmak-Hal Edward Runkel

Bağırmayan Anne Baba Olmak- Hal Edward Runkel

Geliştiren Anne Baba- Doğan Cüceloğlu

Sakin Ebeveyn- Meriç Kazdal

Yetişkin Çocuklar- Selçuk Şirin

Zor Zamanlarda Ruhsal Dayanıklılık- Alisan Burak Yaşar

Bütün Beyinli Çocuk- Tina Payne Bryson, Daniel J. Siegel

 

KAYNAKÇA

  1. 2021, Good Enough Parenting, Forest for the Trees Perinatal Psychology. https://forestpsychology.com.au/good-enough-parenting/
  2. Balis, C., 2021, Why Good-Enough Parenting Needs to be a Movement, Today’s Parent. https://www.todaysparent.com/family/parenting/good-enough-parenting/
  3. Kusursuz Ebeveyn Yoktur
    Daniel J. Siegel, D. J., & Tina Payne Bryson, T. P. (2016). Kusursuz ebeveyn yoktur. İstanbul: Koridor Yayıncılık

 

ide okulları

Psikolojik Danışmanlık  ve Rehberlik Bölümü

 

 

Diğer yazılar

Ortaokula Başlayacak Öğrenciler İçin Yaz Önerileri

08.07.2024

Ortaokula Başlayacak Öğrenciler İçin Yaz Önerileri

Sizlere tatil günleriniz için ailecek yapabileceğiniz bazı aktiviteler hazırladık. Hedefimiz; çocuklarınıza sevginizi ifade etmenin farklı yollarını denemek, ortak zamanlarınızı artırmak, çocuğunuzun iyi vakit geçirirken bir güven duygusu geliştirmesine yardım etmektir.

Gelişim Çağındaki Çocuklarda  Yeterli ve Dengeli Beslenme Neden Önemlidir?

22.10.2018

Gelişim Çağındaki Çocuklarda Yeterli ve Dengeli Beslenme Neden Önemlidir?

Günlük koşuşturmaca içerisinde dengeli beslenmeyi ihmal ediyor, ya da öğün atlayabiliyoruz. Halbuki..

logo
Neden İde?


ide olarak hangi yaşta olursa olsun herkesin bir fikri, fikirleri olduğuna inanıyoruz. Okullarımızda herkesin fikirlerinin yargılanmadan, özgürce ifade edildiği, tartışıldığı bir eğitim ve sosyal ortam oluşturmaya odaklanıyoruz.

ide’nin eğitim yaklaşımına ve güvenli ortamına değer katan en büyük unsurların başında eğitim kadromuz geliyor. Her biri uzun yıllardır eğitim dünyasının içerisinde yer alan, benzersiz tecrübeye sahip eğitim ve idareci kadromuz öğrencilerimizi yarınlara hazırlıyor. ide’de eğitim kadromuz dünyadaki en güncel gelişmeleri takip edip uygulayarak öğrencilerimizin sadece Türkiye’de değil, dünyada da yetkin bireyler olarak yetiştirilmesi için kendilerini sürekli geliştiriyor.

Okul-öğrenci-aile uyumuna büyük önem veren bir kurum olarak sadece öğrencilerimizle değil, velilerimizle de açık, net bir iletişim kurmayı ve aynı dili kullanmayı önemsiyor ve bunu gerçekleştirmek için gerekli platformları ve yaklaşımları hayata geçiriyoruz.